hurriyet-pazarSertab Erener, EurovisionYarışması’nda Türkiye’ye birincilik getiren parçasını seslendirirken sahne gerisindeki teknik ekipte, onun ses tellerindeki her titreşimi özel aletleriyle izleyen bir de uzman vardı.

Ses kısılması, ses tellerinde oluşabilecek bir problem ihtimaline karşı kuliste bekleyen Dr. İsmail Koçak yaptığı işi ‘‘ses koçluğu’’ olarak tanımlıyor. Nil Karaibrahimgil, Reyhan Karaca, Beyaz (Beyazıt Öztürk), Yaşar, Ece Erken ve Emrah gibi birçok ünlü sesi de takip eden Majör Laringoloji -ses hastalıkları- uzmanı Dr. İsmail Koçak, kalitesi çok bozuk olan bir sesin küçük bir müdahale ile mükemmel bir ses haline getirilebildiğini söylüyor. Ses sanatçıları var olan sorunlarını tedavi etmesinin yanı sıra performanslarını artırmak için de ona başvuruyor.

Dr. İsmail Koçak (37), kendi deyimiyle bin 200 civarında ‘‘elit sanatçı’’nın, 3 bine yakın amatörün ses kaydını (şiddeti, tınısı, frekansı değerleri, yoğunluğu), kullanım tarzı, tekniği ve ses telleri görüntülerini saklıyor. Hemen tüm sanatçıların sesini takip etmeye çalışarak arşivini büyütüyor. Yaptığı işi ‘‘ses teknik direktörlüğü’’ne benzetiyorum ama kendisinin tercihi ‘‘ses koçu’’ denmesi. Ses antrenörlüğüne Avrupa’da ‘‘foniatrist’’ ABD’de ‘‘vokolog’’ yani ‘‘ses bilimini bilen’’ de deniyor. Bir başka isim ise ‘‘ses patoloğu’’.

İyi sese sahip olmak sadece Tanrı vergisi değil. Eskiden söylendiği gibi ‘‘çiğ yumurta’’ içilmesi de yetmiyor. Tıbbi teknoloji bir yandan ses tellerinin görüntülenmesine, sorunların saptanmasına olanak tanırken, diğer yandan tedavi seçenekleri de sunuyor. Dr. Koçak, ‘‘Gırtlak bilimi diye bir şey var. Sesin kayganlığını artıran kendine has ilaçlar, antioksidanlar, kimi hazır kimi eczanelere yaptırılan preparatlar, yanı sıra ses terapileri yani rehabilitasyon tedavileri var’’ diyor.

Tabii ki ses koçları mucize yaratmıyor ama Dr. Koçak’a göre, insanı şaşırtan durumlar olmuyor da değil. Örneğin kalitesi çok bozuk olan bir ses yapılan müdahalelerle mükemmel bir ses haline getirilebiliyor. Bazen ses telindeki küçük bir değişiklik sesi düzeltmeye yetiyor.

POPÇU YAŞAR’A OPERASYON

Sanatçı aniden hastalanır, sesi çatlarsa sahneye çıkmasın, konser vermesin mi? İşte ses koçları bu tür zor durumlarda radikal kararlar alınmasını önlüyor. Mesela repartuvarı değiştirerek sesi zorlamayacak parçalar seçiliyor. Ya da notaları, şarkının tarzını değiştirmek gerekebiliyor. Bazen başın farklı duruşu bile sesi düzeltebiliyor. Daha sonraki aşamalarda ilaç, egzersiz tedavileri geliyor. Yemek, uyku kalitesi ayarlanıyor. Yetmezse mikrocerrahi operasyonları uygulanıyor. Ses tellerini gerdirme ve gevşetme operasyonu yapılıyor.

Benzeri bir operasyon Yaşar’a son kasetinden önce yapıldı. Yaşar’da sesini çok kullanan profesyonellerde sık görülen, ses tellerinde deformasyon ve polip vardı. Yaşar’ın ses telleri, mikrocerrahiyle sağlıklı hale getirildi ve doğal ses rengi korundu.

Dr. Koçak’a göre, özellikle elit performans sergileyen, yüksek maliyetlerle hazırlanan sanatçılar bu konuda daha çok desteğe ihtiyaç duyuyor. ‘‘Bazen büyük organizasyonlarda da bu tür destekler şart. Çünkü yapılan organizasyonlar düşük maliyetli değil. Basit bir larenjit milyarlarca liralık yatırımları yok edebiliyor. Dolayısıyla eğlence sektörünün altyapısında sağlığın rolü artmaya başladı.’’

İTİNAYLA SES PARLATILIR

Biz daha çok sesin kulağa nasıl yansıdığına bakarız. Düzgün mü, pürüzlü mü geliyor? Parlaklığı nasıl? Türk dinleyicisi rengi çok olan sesi seviyor. Parlak, pürüzsüz, tınılı. Böyle söyleyen şarkıcılar dikkatleri çekiyor. Bu seslerin bir şansı daha var. Sağlıklı kalabiliyor. Türkçe’de ses kullanmada bir standart oluştu. Çok ideal sesler yaratmak mümkün. Daha çok bunun üstüne yoğunlaşıyoruz

HAYALİ ATATÜRK’ÜN SESİNİ ANALİZ ETME HAYALİ

Atatürk’ün elimizde çok kaydı yok, kayıtlarına ulaşmak istiyorum ve bu konuda yardım bekliyorum. Kayıtlar ise çoğunlukla bu geç dönemde alınmış. Atatürk’ün sesi tenor özellikler taşıyor, kalın değil tam tersine ince. Atatürk’ün sistemik sorunları nedeniyle geç dönemlerde seste kalınlaşma olması ve baritona yakın bir tını kazanması muhtemel. Genel olarak vücut özellikleri ve kayıtlardaki değerlendirmeler orta projeksiyonlu tenor kullanım ile uyumlu. Hatta eldeki seslere dayanarak, Atatürk’ün reflü (mide asitinin, yemek borusuna kaçması) hastalığı olduğunu düşünüyorum.

AKŞAM SEKİZDEN ÖNCE VE GECE YARISINDAN SONRA ŞARKI SÖYLEMEYİN

Ses en iyi saat 20.00-24.00 arasında çıkıyor. Ses bu dönemde çınlıyor, parlıyor. Bu assolistlerin neden geç sahne aldığını da açıklıyor. Yıllara göre de ses kalitesi değişiyor. En yüksek performans 28 yaşına kadar elde ediliyor. Ondan sonra ses bozulmaya başlıyor. Sanatçılar ise var olan seslerini korumak, tanındığı sesle devam etmek istiyor. İşte ses kayıtları da o zaman işe yarıyor.