Ses kısıklığı, hepimizin yaşayabileceği türde bir problemdir. Hayatımız boyunca sesimiz değişime uğrar. Doğduğumuz andaki sesimiz, ergenlikteki sesimiz ve de yaşlandığımızdaki sesimiz, bunların hepsi birbirinden farklıdır. Bu değişim, sesimizin doğal sürecidir.

Bir bebek, ilk doğduğu anda yüksek tınıda ve yüksek bir frekansta bir ses ile ağlar ve bu ses çocukluk çağı ile konuşmanın öğrenilmesiyle değişime uğrar, ilk okul çağında biraz daha düşer. Bu yaşlardaki çocuklarda kız ve erkek sesleri arasında çok belirgin bir fark olmaz.

Ergenlik döneminde ses bir anda değişime uğrayarak erkekte daha fazla olacak şekilde bir anda kalınlaşır ve zamanla bir erişkin tonuna ulaşır. Bu değişim “kadın sesi” ve “erkek sesi” olarak karşımıza çıkar. Bu değişimler çok ciddi ve belirgin değişikliklerdir.

Yaş ilerledikçe, andropoz ve menopoz dönemlerinde ses yine değişmeye başlar. Bu değişim kadınlarda sesin daha da kalınlaşmasına, erkeklerde de daha incelmesine sebep olur.
Sesimiz hayatımız boyunca birçok değişikliğe uğrar. Bu değişikliklerin hepsi doğaldır ve insan yaşamının bir parçasıdır ancak, sesin bozulması veya kısılması farklı bir olaydır.

Ses Kısıklığı Sebepleri

Gün içerisinde herhangi bir problem yokken sesin değişiyor ve kişiyi zorluyor olması, ses kısıklığı olarak adlandırılabilir. Ses kısıklığının sebebi çoğunluka bir enfeksiyon, gırtlak ile ilgili bir problem ya da bunun mekaniği ile ilgili sorunlar ile ortaya çıkar.

Ses, üç sistemin birlikte çalışması ile oluşur: Akciğerler, gırtlak ve yüz ve boğaz bölgesindeki hava boşlukları. Sağlıklı bir ses için, bu üç sistemin çok iyi ve dengeli bir şekilde çalışması gereklidir.

Seste iki tip problem vardır, birincisi sesin kısıklığı problemi, ikincisi de sesin bozulması problemi. Sesin bozukluğu, alışık olduğunuz sesin dışarıdan yanlış algılanmasıdır. Seste bir değişiklik yoktur ancak dışarıdan bozuk algılanır.

Ses problemlerinin genel olarak ortaya çıktığı doku, gırtlağımızdır. Gırtlak, soluk borusu üzerinde, kıkırdak yapılardan oluşmuş bir dokudur. Bu kıkırdaktaki çıkıntıyı biz “adem elması” olarak nitelendiririz. Gırtlağımız, tam hava yolunun üzerinde yerleşmiştir ve gırtlağın içinde birbirine paralel olarak konumlanmış “ses tellerini” görebiliriz. Ses telleri tellerden değil, 3 farklı tabakayı barındıran dokulardan oluşur. Bu dokular derinde kas, üzerinde yarım milimetrelik jölemsi bir tabaka onun üzerinde yer alan çok ince epitel bir tabakadan oluşur.
Ses telleri nefes alırken açılır, hava içeri girer ve çıkar. Ses çıkartmak istediğimiz zaman ise bu iki doku kapanır ve titreşmeye başlar.

Ses teli problemleri, genelde dokuyla ilgili veya hareketle ilgili problemler olarak tanımlanabilir. Gırtlağın içinde yer alan ve ses tellerinin hareketlerini sağlayan eden kaslar sayesinde ses telleri birçok hareketi yapabilirler. Eğer bu hareketleri yapamaz ise hareket problemleri ortaya çıkar. Hareketsel problemler ise genellikle ses teli felçlerinde ve romtizmal problemlerde görülmektedir.

Larenjit

Ses kısıklığı, hepimizin yaşayabileceği bir problemdir ve en sık gördüğümüz durum larenjitlerdir. Larenjit, ses teli dokusunun iltihaplanması, kızarması ve şişmesidir. Doku kızarıp şiştiği zaman ses çıkamaz hale gelir, enerjisini ve gücünü kaybeder. Kişi sesi üretebilmekte zorlanmaya ve bir süre sonra sesini hiç çıkartamamaya başlar. Bunu birkaç gün içinde yaşayabiliriz.

Yaşayabileceğimiz basit bir grip ya da nezle gibi hastalıkta ses telleri kolayca iltihaplanabilir ve kişi sesini kısa bir süre olsa da kaybedebilir. Bu tip durumlarda ses, kısa süreli bir kısılma yaşar ve kısılmanın sonucunda ses bir müddet sonra ses, dokunun iyileşmesi ile açılmaya başlar ve süreç bir hafta içerisinde çoğunlukla tamamlanır.

Ses kısıklığı eğer bir enfeksiyona bağlı ise sesi sadece dinlendirmek yeterlidir. Ancak, hekimin de önerisiyle bir antibiyotik kullanımak faydalı olacaktır. Burada hekimin önderdiği tedaviyi uygulamak çok önemlidir çünkü larenjitler çok masum olabileceği gibi çok ilerleyip soluk borusunda başka problemlere neden olabilecek bir hale de gelebilirler. Larenjit önemsiz bir hastalık gibi görünebilir, ancak düzelmediği durumlar için takipte olmakta fayda var.

Larenjit, uzun süreli olduğu zaman “kronik larenjit” şeklinde tanımlanırlar. 3 ayı geçen larenjitler, kronik olarak adlandırılır.

Enfeksiyonlar dışında sürekli sesi tahriş eden durumlar karşısında da ses kısıklığı yaşayabiliriz. Bunlardan bazıları;

  • sesi sürekli kullanıyor olmak,
  • sigara dumanına maruz kalmak,
  • boğaz reflüsü

kronik larenjitin en sık rastlanan sebepleri arasındadır ve ses kısıklığına yol açar.

Reflü Larenjit – Boğaz Reflüsü

Reflü, halk arasında yanlış olarak bilinen ve kullanılan bir terminolojidir. Reflü, geri kaçış anlamına gelir ancak burada önemli olan mide reflüsündeki gibi mide asidinin geri kaçması değil, boğazın asit dumanından etkilenmesi veya boğazdaki PH değerlerinin düşmesi ile meydana gelir.

Boğaz reflüsünde ses telinin yüzey tabakası kalınlaştığından ses de kalınlaşır. Genellikle sabahları seste kalınlaşma çok belirgindir, gün içinde ses bozuk çıkar ve akşama doğru da enerjisi düşmeye başlar. Sesin enerjisindeki düşme ile kişi zorlanmaya başlar. Konuştukça hem sesi hem de vücudu yorulur.

Kişi eğer düzenli beslenmiyor, fast-food ve asitli gıdaları günlük yaşantısının bir parçası yapmış ise, gece tok yatıyorsa, alkol, sigara, kahve ve çikolata kullanımı gibi alışkanlıkları varsa boğazdaki asit oranı bir hayli artıyor ve bu durum da boğaz reflüsüne sebep oluyor olabilir.

Kuru ve klimalı ortamlar da boğazdaki asit dengesini oldukça fazla değiştirir ve boğaz reflüsüne sebep olur. Bu durumlarda ses kısıklığına bir de kuru öksürük ve boğazdan gitmeyen hissiyatı yaşatan boğaz akıntıları da eklenir.

Sulkus Vokalis Hastalığı

Sulkus vokalis, ses telindeki çöküntü hastalığıdır. Ses telinin yüzey tabakaları ara tabakaların eksikliğinden dolayı çöküktür ve bu hastalık doğuştan gelmektedir.
Sulkus vokalisin belirtileri;

  • seste güçsüzlük,
  • incelik,
  • çatallanma
  • enerji kaybıdır.

Ses kısıklığı, enfeksiyonlara ve doğuştan yapısal problemlere bağlı olabilir. Tüm bunlara ek olarak, ses tellerinde çoğunlukla iyi huylu olsa da bazen kansere dönüşebilen kitleler de oluşabiliyor.

Ses telleri olukça hassas dokulardır ve anksiyete, mutsuzluk, depresyon, heyecan, uykusuzluk gibi vücudun tepkilerinden etkilenecektir. Aşırı yorgun bir kişinin, tiroid problemi olan bir kişinin veya vücudun nem seviyesinde değişikliğe yol açan bir ilaç kullanımıda bile ses telleri etkilenebilir.

Ses, herşeyden etkilenebilen bir özelliktir ve iki haftayı geçen bir ses kısıklığı varsa mutlaka tedavi edilmelidir. Ses tedavisinde en önemli etmen ise sebebi bulmaktır. Sebebe yönelik yapılan her işlem, tedavinin temel basamağını oluşturacaktır.

Ses kısıklığı ses terapisi dediğimiz rehabilitif yöntemler ile tedavi edilebilmektedir.