Reflü sadece mide hastalığı değildir. Boğaz Reflüsü sık rastlanan bir boğaz hastalığıdır ve her yaşın problemidir. Reflü "geri kaçış" demektir. Gastroenteroloji hekimlerine göre reflü, mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasıdır. Ancak boğaz reflüsü farklı bir hastalıktır. Boğaz, aside hassas bir organdır. Asit oranı belirli bir seviyenin üzerine çıktığında doku, olumsuz bir yanıt verir. Kızarır, şişer, acı hissi doğurur ve boğazdaki refleksleri aktive eder. Bu durum farenjit olarak tanımlanır. Mide ve yemek borusu aside dayanıklı organlardır; boğazın rahatsız olabileceği bir asit seviyesinden etkilenmezler çünkü kendisi asidin kaynağıdır. Boğazımız ses telleri gibi hassas dokuları barındırır ve akciğerlerimizin kapısıdır. Asit ses tellerimize zarar verebilir; kuru öksürük, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, çatallanma, boğukluk hissi, ses yorgunluğu yaparak ses kalitesini de belirgin oranda etkiler. Boğazımız aynı zamanda akciğerlerimize açılan önemli bir kapı olduğu için öksürük gibi bazı önemli koruyucu reflekslerin de tetiklendiği bölgedir. Boğaz reflüsündeki kızarıklık, diğer enfeksiyonlardan daha farklıdır. Koyu somon rengi dikkat çeker. Boğaz ve ağızda dokuların birbirlerine yakın olduğu bölgelerde sıvı tutulumu fazladır ve asit teması uzun süreli olduğundan yumuşak damak, dudak kenarları gibi bölgelerde de kızarıklık ve şişlik görülür. Ancak kızarıklık ve şişliğin en çok gözlendiği bölge yemek borusunun girişi, gırtlak ve ses tellerinin arkasıdır. Bu bölgenin şişliği boğazda gitmeyen balgam ve geniz akıntısı hissine yol açar. Yaşam kalitesini olumsuz etkiler, pekçok KBB hastalığına zemin hazırlar. Tedavi sırasında da en zor düzelen semptomdur; çünkü ödemli dokunun tamamen iyileşmesi için en az 6 haftalık bir süreç söz konusudur. Boğaz reflüsünde asıl tedavi prensibi, yaşam ve beslenme tarzının değiştirilmesiyle mide asiditesini düzenleyen ilaçların kullanımıdır.