Ses telleri sanıldığı gibi “tel gibi bir yapı” değildir. Tabakaları olan bir kıvrımdır. Soluk borusunun en üst kısmında, sağ ve solda olmak üzere iki tane yapıdır. Nefes alırken birbirlerinden uzaklaşır ve hava yolunu açar; yutkunma ve ses çıkartma sırasında birbirlerine yaklaşır ve kapanırlar. Her iki vokal kıvrım birbirine yaklaşıp arasından hava geçtiği sırada titreşim oluşarak hava akımını periyodik olarak keser ve açar. Böylelikle belirli bir frekansta ses oluşur. Bu, “temel frekans” olarak adlandırılır. Erkeklerde temel frekans, kadınlardan ve çocuklardan daha düşüktür. Bu nedenle erkek sesi daha kalındır. Ortalama 120 Hz. (105-140 Hz.) civarındadır. Kadın ve çocukların temel frekans değerleri yüksektir. Kadınlarda ortalama 210 Hz. düzeyindedir. 180-240 Hz. arasında değişir. Çocuklarda ise yaş ve cinsiyete bağlı olarak bu değer 240 Hz. ve üzeridir.

GÜZEL SES SAĞLIKLI OLAN SESTİR...

Sesin oluşmasında vücutta dört büyük sistem çalışır. Akciğer, gırtlak / ses kutusu, ağız-boğaz burun boşlukları (rezonatör sistem) ve beyindeki ilgili nöral ağlar. Nefes alırken ses çıkarmayız ama verirken ses tellerimizi titreştirecek havayı elde ederiz. Akciğerler bu bakımdan sesin motorudur. Akciğer dokumuz nefes aldığımız hava ile dolar ve kana oksijen verip karbondioksit ile yer değiştirdikten sonra atık hava haline gelir, tekrar aynı yolla dışarı atılır. Ses oluşumunda bu atık hava kullanılır. Atık hava daha nemli ve dışarıdaki havadan daha ağırdır. Su molekülleri nedeniyle biraz daha yoğundur. Havanın akciğer sistemi içine giriş ve çıkışı göğüs kafesi ve bağlantıda olduğu kaslarla sağlanır. Diyafram kası da bunlardan birisidir. Ses telleri, akciğerden gelen hava ile titreşim yapar. Yani yukarıda bahsettiğimiz atık hava, dışarı atılırken ses tellerimiz (vokal kıvrım) arasından geçerek bu dokunun yüzey tabakasını (örtü tabakası) harekete geçirir. Bir dalga oluşumu sağlayarak rezonatör sisteme havayı düzenli bir frekans aralığında hava akımları olarak iletir. Rezonatör sistemimizdeki hareketli ve sabit yapılar bu hava hareketini şekillendirerek insana özgü sesler olarak çevreye yayılımını sağlarlar. Yani bu sesin anlamlı hale getirilmesi ağız ve boğazdaki hareketli dokuların kapanması, hava kaçırması, şekillenmesi ile gerçekleşir. Beyin ve sinir sistemi ise tüm bu süreci kontrol ve koordine eden merkezdir. Güzel ses, sağlıklı olan sestir. Bilimsel araştırma ve uygulamalar hep sağlıklı ve doğal sesi yeniden oluşturmak için çalışmaktadır. Ses, sağlıklı dokular ve iyi bir kullanımla tahmin edemeyeceğiniz boyutlara gelebilir.

BELİRTİ HEPSİNDE AYNI AMA SEBEPLER FARKLI...

Ses hastalıkları 7’den 70’e herkeste rastlanabilecek bir tablodur. Örneğin herkes hayatında bir ya da iki kez ses kısıklığı problemiyle karşılaşır. Aslında temel olarak üç sistemin anormal veya ergonomi dışı çalışması sonucunda ortaya çıkar. Akciğer ve göğüs kafesi sistemi, larinks ve ses telleri bir de ağız burun boşluklarının oluşturduğu rezonans ve kapak sistemlerindeki sorunlar, ses tellerindeki patolojilere sebep olabilir. Ses kısıklığında bu üç sistem de doğrudan veya dolaylı olarak etkilenebilir. Yapısal problemin olmadığı ancak sesin bozuk olduğu durumlarda esasen kullanım problemidir ve toplumumuzda çok sık rastlanır. Bu duruma "fonksiyonel disfoni" denir.

Pekçok ses hastalığının ilk ve en yaygın belirtisi ses kısıklığıdır. Ses kısıklığının sebebi yüzde 80’ler civarında sesi yanlış kullanmaktır. Hastaların yüzde 39’u ise doğuştan olan bir hastalığı sebebiyle bu problemi yaşar. Bunlar dışında boğaz reflüsü (kötü yemek alışkanlığı, stres, yaşam kalitesindeki bozulmalar bunu tetikliyor), sulkus vocalis dediğimiz patoloji (doğuştandır, ses tellerinin titreşim bölgesinde incelik ve çöküntü yapar), ardından da diğer sorunlar yani nodüller, polipler, kistler ya da tümörler en sık rastlanan sebeplerdir. Tüm bu tablolarda en temel belirti ses kısılması ya da sesin bozulmasıdır. Yutma ve solunum güçlüğü, konuşurken yorulma, boğazda ağrı batma, gıcıklanma hissi, boğaz ağrısı da diğer belirtiler arasındadır.

Ses kısıklığında ilaç kullanımı da sebepler arasında sayılabilir. Hemen birçok ilaç sesi etkiler. Örneğin özellikle zayıflama amacıyla da kullanılabilen idrar söktürücüler, vücuttaki sıvıyı atar; ses tellerinin kurumasına neden olur. Akne tedavisinde kullanılan deri dökücü ve bazı antibiyotikler, kemoterapötik ilaçlar, dekonjestanlar (astım ilaçları gibi), doğal tabir edilen karışık bitki ilaçları bunlar arasında sayılabilir. Sanıldığı gibi yemek ya da içmek, ses tellerini iyileştirmez.  Çünkü bunların hiçbiri ses teli üstünden geçmez. Bilakis vücutta yarattığı sistemik etkilerinden dolayı ses tellerini olumsuz dahi etkileyebilir. Ses teline en etkili ilaç sudur. Yeterince sıvı alındığı taktirde ses teli dokusunun kayganlığı artar ve sesin kalitesi yükselir.